Topuk Dikeni Başka, Kalbime Batan Dikenler Başka


 Sürekli kendime daha iyi bakmak zorundayım. Yıllardır bacağımdaki iyileşmeyen kırıkla yaşamak zorunda olduğum için, acıya rağmen elimden geldiğince hareketli olmaya ve kilomu kontrol etmeye çalışıyorum. 

Geçen sene sonlarına doğru hayatım biraz yoğun bir tempoya girince spora gidemez oldum. Kasım ayında ise birden ayağımda bir sıkıntı olduğunu farkettim. Önceleri yorgunluktan yada havadan olduğunu düşünüyordum. Ama zamanla oturduğum yerden kalkıp iki adım atmakta zorlanmaya başladım. Sanki bütün emeklerim boşa gitmiş gibi paniğe kapıldım. Biraz araştırmadan sonra bunun topuk dikeni olduğunu  farkettim. 

Malum artık hastaneden randevu almak oldukça zor. Birkaç da aksilik oldu ve alabildiğim randevuyu da iptal etmek zorunda kaldım. Sonunda doktora görünmeyi başardığımda bir ağrı kesici ve bir antienflamatuvar ilaçla gönderdi beni.  Tavsiye ettiği tek şey tüp mide ameliyatı idi. Ki ben bunu asla yapmam. 

Şimdilerde okul tatili başladi ve evden çalışmaya devam ediyorum. Bu durumda spora tekrar yazıldım. Bir şekilde bu topuk dikenini ezmek zorundayım. Bir yandan yediklerime dikkat ediyorum, bi yandan da spora gidiyorum. Hiç olmadı bahçede yürüyüp günlük 6000 adımı tamamlamaya

 çalışıyorum. Fazladan 10 kilo almışım. Ha zaten öyle fit ince felan da değilim ama vücut alışkın olmadığı yükten hoşlanmıyor. 

Kilolarım tabi ki zararlı ama fizikseş zararları dışında bana öyle etkileri var ki üzerinde düşünmek bile beni çok strese sokuyor. 

Keşke hiç kilolarımı düşünmek zorunda olmasam. Hiç kendimi çirkin ve kötü hissetmesem. Hiçbir zaman ne yaparsam yapayım yetersiz olacağım hissiyle yaşamasam. Hiçbir zaman kendimi sevilmeye layık olmayan biri gibi hissetmesem de bazı uyanık manipülatörler bu durumdan faydalanmaya kalkmasa. Gerçi artık bu saatten sonra bu tür insanların kokusunu 150 metreden alıyorum ama yine de hiç bu durumları yaşamasam. Kısacası keşke görünüşüm ile ağır yargılandığım bir dünyada sonsuza kadar sürgün hayatı yaşamasam. Çünkü çok yoruldum. Kendimi aptal gibi hissediyorum insanların arasına karışmaya çalışırken. İmposter sendromu herhalde bu. 

Neyse bu konularda söyleyecek o kadar çok şeyim var ki başka zaman devam ederim. Şimdi uyuyup bütün bunları unutmak istiyorum müsadenizle. 

İyi geceler... 

Yorumlar