Kilo İle Sonu Gelmeyen Savaşlar. Kilo Verme Savaşları.

 

Son Foto. 108 Kilo


8 yaşında sınıfın en zayıf çocuğu olan ben, 9 yaşına geldiğimde sınıfın en şişmanıydım. O zamandan beri de sadece rakamlar değişti. Hele trafik kazası geçirip, bacağımı kırıp, üstüne de yanlış tedavilerle uzun süren bir hareketsizlik dönemine girince 130lara çıkan kilom nedeniyle resmen hayattan umudum kesmiştim. 

Sonra 2019 yılında Tire'ye döndüm. Önce evin içinde yürümeye başladım. O kesmeyince de bahçede devam ettim. Şimdi dükkana kadar yürüyebiliyorum yorulmadan. Aslında işe yürüyerek gidip gelebilirim yani. Yazın öyle yaptım. Bu yaz da aynısını yapmayı düşünüyorum. 

Yeğenlerim ve Ben


Yürümeye başlayınca, değneklerden tamamen kurtulunca işin yarısı hallolmuş oldu. Şimdi tek sorun kalori sınırlaması yapacak motivasyonu bulmaktı. Onu da bir arkadaşımın tavsiyesiyle buldum. " Sen rastgele yaşıyorsun" dedi bana. Detay sorunca da "Yemeklerin planlamıyorsun. Ne bulursan yiyorsun. Bu nedenle kalori sınırlandırması yapamıyorsun" O günden sonra öğle yemekleri ve ara öğünlerimi planlayıp, paketlemeye başladım. Ve #yazio ve #googlefit uygulamaları ile her şeyi hesaplamaya ve kontrol etmeye başladım. 

Yaz güzel geçti. Bir senede toplam 20 kilo vermiş oldum geçen yaz çabalarımla. Ama kışa doğru o motivasyonu kaybettim. Ama hep dikkat ettim. Son 6 ayda ne olursa olsun sporumu az çok yaptım sağlığım izin verdikçe. Her yediğime dikkat ettim ve sürekli yeni stratejiler araştırdım. Yine de tam olarak istediğim motivasyonu bulamadım. 

Pes ettim mi? Etmedim. Çünkü yürümek özgürlüktür ve benim kilo vermem gerek ki tam olarak özgür olayım. En azından eskiden vermem gereken 65 kilo varken, şimdi 45 kilo var. 

Şunu biliyorum ki, bu bir psikolojik savaş. Kimse üç beş saat aç kalarak ölmüyor ve psikolojik olarak sıkıntıları olmadığı takdirde bunu sorun etmiyor. Ama kiloluların çoğu bence aynı sorunu yaşıyor. Yemek yiyerek, yemek yaparak, diyet yaparak, bunları planlayarak hayatlarındaki bir boşluğu dolduruyorlar. 

Sütlü Kahve ve Kitabım

Dün bir plan yaptım. Dr Ayça Kaya hanımefendi, çok saygı duyduğum, kilo verme konusunda değerli çalışmalar ve işler yapan, aynı zamanda güler yüzü ve müthiş yaklaşımı ile sosyal medyada bile insanı motive edebilen bir doktor. Ben onun kitaplarını önceki 20 kilo verme döneminde okudum ve kesinlikle yararlandım. Kitaplarında açlıkla mücadele için verdiği bir tavsiye sürekli kullandığım bir strateji oldu. Sütlü kahve. Açlığı bastırıyor ve kan şekerini dengeleyerek çok yemeyi engelliyor.  

Ben de herkes oruç tuttuğuna göre öğlene kadar kahve ile idare edip, hafif bir öğle yemeği ile akşam kadar devam edebilir miyim diye düşündüm. Denemek için.  Evet akşama kadar sadece birkaç sütlü kahve ile idare edebileceğimi öğrendim. Bir de akşam yemeğinde kontrolü açlıktan değil açgözlülükten kaybettiğimi. Ama en önemlisi nedense birden bir boşluğa düştüm. Kahveden başka bir şey ile uğraşmam gerekmedi. Akşam yemeğini zaten annem yapmış. Ben sadece birkaç kez kahve içtim, bir kere de yeşil elma yıkayıp yedim ve o kadar işim olduğu halde boş zamanım kaldı. Yemek planlamak, yapmak ve yemek için harcadığım zaman. Alışkanlıkla insan sürekli bir şeyler yemek istiyor. Bu durumu çözmek benim için yeni bir boyut getirecek kilo verme konusunu çözüp, sonsuza kadar rafa kaldırmama yardım edecek. Biliyorum. 

Kısacası birçok insan "yeme, spor yap, kilo verirsin. Bu matematik meselesi" dese de kilo vermek çok bilinmeyenli bir denklem, psikolojik bir savaş çoğunlukla. Ama başarılamayacağını düşünmüyorum. O yüzden mücadeleye devam.



Yorumlar