Astroloji... Gökyüzü Yeryüzünün Aynasıdır. Yoksa Tam Tersi Miydi?



Astrolojiye hiç inanmazdım. Hem de hiç... 
Sonra bir gün terazi burcu olmadığımı öğrendim. 23. Eylül'de, başak burcunun son derecesi, hatta son dakikalarında doğmuştum ve bu işleri oldukça karmaşık hale getiriyordu. Bu aneretik derece olayını çözmem biraz zaman aldı ama yavaş yavaş astrolojiyi öğrendim ve sevdim. Hatta bir ara takıntı haline getirdim. Astrolojiyi öğrenmeye başlayan herkesin başına gelen bir şey bu. Gezegen saatlerine bakıp, bütün işlerini ona göre ayarlamak gibi tuhaflıklar. Veya tanıdığı herkesin haritasına bakıp, uzun uzun düşünmek gibi tuhaflıklar. 
Ama her şeyin azı da çoğu da zarar. Kararını bulmak gerek. Zamanla buldum tabi. Artık durmadan solar fire programını açıp transitleri binbir farklı şekilde yorumlayıp depresyona girmiyorum mesela. Ama tabi ki astrolojiye olan ilgim, hatta tutkum bitmiş  değil. Astroloji fal değil. Yani astroloji yorumu yaparken elinde birtakım somut veriler var ve bu verilerin doğruluğu binlerce belki de onbinlerce yılda sınanmış ve günümüze kadar gelmiş. Günümüz astrologuna kalan iş, verileri doğru şekilde okumak ve elindeki durumu doğru şekilde değerlendirip, verilerle bağlantısını kurarak doğru yorumlamak. Tabi bunun için çok çalışmak gerekiyor. 
Bugünlerde açılar konusuna konsantre olmuş durumdayım. Aslında birçok öğrenci için çok basit gibi gelse de, açılar çok önemli ve hafife alınmamalı diye düşünüyorum. O yüzden de tekrar tekrar okuyorum, örnekleri gözden geçiriyorum ve öğreniyorum.
Astrolojiye göre yeryüzü ve gökyüzü birbirinin aynası gibi. Yukarıda neler oluyorsa, burada da onlar oluyor. İşaretleri okumayı bilmek gerek. Astroloji işaretleri okumanın bir yolu sadece. Umarım birgün gerçek bir uzman olabilirim. 
Çok çalışmam gerekiyor... Çook....

Yorumlar