Ben ilkokula başladığımda evimizde elektrik yoktu. Gaz lambasını gördüm.Ahşap radyoları gördüm. Araba aküsüyle çalışan turuncu renkli mini televizyonu gördüm. Sonra elektrik geldi ve siyah beyaz televizyonları gördüm.
Facit hesap makinalarını gördüm.Teypler ve kasetler çıktı. Renkli televizyonlar geldi sonra.Dijital hesap makinaları ve saatlerle tanıştık. Radyolar küçüldü cebimize girdi. Walkmenlar geldi.Yolculuklarda radyolara ve walkmene pil yetiştiremez olduk da pili ısırmayı keşfettik. Radyolu walkmen için deli olurduk.
Sonra bilgisayarlar çıktı ortaya. Flopy diskler vardı. Word ile çalışmayı öğrenmek ömrümüzü yedi. İlk cep telefonuyla üniversite 2. sınıfta tanıştık.Zamanla internet çıktı ortaya. CDlere kaydeder olduk herşeyi.
Sonra herşey hızlandı. Yahoo, google derken birden facebook, twitter ortaya çıkınca biz de nasıl takip edeceğimizi şaşırdık.
Laptoplar, netbooklar, ultrabooklar artık bilgisayarların gelişimi takip edemiyoruz.
Akıllı telefonlara gelince, onlar elimiz ayağımız oldu. Her işimizi telefonla halletmeye başladık. Eskiden kullandığımız birçok şey tarihe karıştı. Radyo mu? O da neydi? Polaroid makinalar vardı bir ara sahi. Onlara noldu?
Eskiden onlarca aletin gördüğü işi bugün bir akıllı telefon hallediyor. Tabletim bana kitap okuyor. Gözlerimi yormama gerek yok. Televizyonlar büyüdü, inceldi, Hatta yamuldu.
Teknoloji çok hızlı ilerliyor. Hergün bir önceki günden daha iyisi, daha hızlısı ve daha ucuzu çıkıyor piyasaya. Hepimiz bu teknolojiye kolayca erişebiliyoruz. Bu biraz korkuyor beni. Çünkü makinalaşıyoruz. Duygularımızdan uzaklaşıp, metalik yaşıyoruz sanki hayatı. Aslında teknolojinin insanları bu hale getirmesi bence şart değil ama maalesef bu da insanların zaaflarından biri. Kolayca insanlıktan uzaklaşa biliyoruz. Umarım yeni teknolojik gelişmeler bizi insanlığımıza biraz da olsa yaklaştırır.

Yorumlar
Yorum Gönder