Geçtiğimiz yıllarda denizden uzak yaşamıştım ve açıkçası deniz kenarında yaşamayı özlemiştim. Yaklaşık uç aydır yine deniz kıyısında yaşamaya başladım.
Kuşadası ilginç biryer. Bazen o çok sakin ama birden kalabalıklar sokağa dökülüveriyor. Cuma günleri bir trafik var aklınız şaşar.
Bu sürprizlerle dolu yerde ilk uç ayım olaysız hatta biraz sıkıcı geçti. Evden işe, işten eve. Bu arada bacağım kaynadı, güçlendi. Kendimi çok daha iyi hissetmeye başladım. Hatta bir süre değneksiz yürümeyi denedim. Sonra birden Asma geldi. Asma bizim Tunuslu misafirimiz, işyerimizin en yeni çalışanı, ofisimizin neşe kaynağı. Çılgın kız. Asma ortaya çıktığı ilk dakika hareket başladı. İstanbul'dan otobüs ile gelmişti ama telefonu olmadığı için ulaşamıyorduk. Garajda birkaç firmayı aradık ama ortada yoktu. Tam kendimiz aramaya çıkacaktık ki, kızımız ofis kapısında belirdi. Bir şekilde ofisi bulmuştu.
Bir saat kadar İlkay'ı bekledi ama gelmeyeceğini anlayınca eve gidip dinlenmesi için çaycımız eşliğinde evin dillere destan yokuşunu tırmanmaya başladı.
Asma ile ev maceramız kısa sürdü. Evi temizledim, tekrar düzenledik ama iki gün içinde evden atıldık.
Sevgili muhasebecimiz bizim ev kiramızı önemsiz bir ayrıntı olarak düşünmüş ve kirayı dört aydır yatırmamıştı. Bir sabah ev sahibi anahtarı almaya geldi. Eşyalarımızı ertesi gün alacağımızı söylesek de biz gider gitmez hepsini bodruma atmışlardı. O gece ben İzmir'e , evime gittim ama Asma bir otele yerleşmişti.Şirket aynı otelde bana da bir oda almış, üstelik yarım pansiyon rezervasyonumuzun bütün ödemesi şirket tarafından yapılmaya başladı.
İşte tam iki haftadır bir otelde yaşıyoruz . Üstelik günde dört defa dolmuş parası vermek zorunda kaldığım günler oluyor. Yine de deniz kenarında hayat başka.


Yorumlar
Yorum Gönder