Acımak...

Geçici olarak engelli statüsünde olan bir insanım. Koltuk değneğiyle yürüyorum. Yıllardır bu problemle yaşadığım için kilo alıp süper obez kategorisine yükselmeyi de başardım. Ama bu insanların bana karşı olan acımasızlığını haklı göstermiyor. 
Hergün işe giderken aynı yokuştan aşağı inip yanyana sıralanmış onlarca dükkanım bulunduğu bir yokuştan aşağı iniyorum. İşten gelirken de aynı yokuşu tırmanmak zorundayım. Kaslarım zayıf olduğu için bunu yaparken zorlanmam gayet normal. Beni rahatsız eden yokuşun berbat şekilde dik olması değil. Yorulmam ve terlemem de değil. Çünkü hava çok sıcak ve ben kocaman bir çanta ile yürümeye çalışıyorum ve hata bazen alışveriş torbaları da oluyor elimde. Beni rahatsız eden tek şey etrafımdaki insanların acıyarak bakması. Kimsenin acımasına ihtiyacım yok. Aksine sinirlerim bozuluyor. Hiç kimse elimdeki poşetleri alıp taşımayı teklif etmedi allahtan. Yoksa patlardım kesin. 
Sonunda bir yol keşfettim. Çok sakin, hiçbir dükkanın olmadığı bir yol. Sadece evler. Acımasızca acıyan bakışların olmadığı bir yol. Daha uzun ama daha az yokuş ve çok daha az insan.
Bazen insanlara kibar davrandığımızı düşünürz ama aslında kibarlık maskesi altında yaptığımız kabalığı farketmeyiz bile. İşyerinde karşımdaki masada oturup durmadan şakalar yapan iş arkadaşımın yanlışlıkla yaptığı Akrep Nalan şakası beni rahatsız etmezken, sokaktaki yabancıların bakışlarından kaçmam ne garip değil mi....

Yorumlar