Biz çocukken pazar günleri soba yakılır, sular kaynatılır, çocuklar küçükse leğende biraz daha büyükse banyoda, resmen çitileye çitileye yıkanırdı. Benim annemin ılık su anlayışı en az 40 derece olduğu için haşlanırdık da üstelik. Hele o sıcak suyu tepemizden dökerlerdi ya teyzemle ikisi. Sözde saçımızı yıkayacaklar. Resmen travma. Hala duşta yüzüme su gelse boğuluyormuş gibi darlanırım.
Benim yeğenler banyodan sonra enerji patlaması yaşıyorlar. Kardeşim de diyor ki "biz küçükken banyodan sonra komada gibi uyurduk. Bunlar bi acayip". Yok efendim onlar acayip değil. Normalde banyo dinlendirir insanı. Ama biz o kadar boğuşurduk ki annemle teyzemle banyodan kaçmak için, sonunda bitap düşer, yığılır kalırdık. Tabi onca berbat tecrübeden sonra biz yeğenleri öyle güzel güzel, oynaya oynaya çimdiriyoruz. Hızlarını alamayıp banyodan sonra da oyuna devam ediyorlar.
Bir de doğalgaz meselesi var tabi. Evin heryeri aynı sıcaklıkta. Banyo suyu desen mükemmel. İnsanın suyun altından çıkası gelmiyor. Nerde eski banyolar. Aman özleyen de yok yani o eski hamamları. Yaşasın doğalgaz. Allah'ım bana da doğalgazlı bir ev nasip et evlenince. Malum İzmir'de doğalgaz yeni yeni kullanılmaya başlandı.

Yorumlar
Yorum Gönder