Hatalar, Karşılıklı Hatalar.

Bütün bir yaz benden yüksek maaşla çalışan ama bi bol bilmeyen insanlar günde dört beş saat çalışıp kalan zamanlarda işyerinden kaçarken, ben izinsiz günde en az 13-14 saat çalıştım. Üstelik kırık bacağım ve kaynamayan kemiğimle. Sezon sonu bacağımda sorun oluşup on gün rapor alınca benden kötüsü olmadığını anladım. Bünbir bahane ile üstüme geldiler ve ben de raporları uzatıp, işi ameliyata bağladım. Ama işyerine göre benim doktora yada ameliyata felan ihtiyacım yoktu. Hayır elimdeki bastonun aksesuar, her adım atışımda yüzümde oluşan acı dolu ifadenin tiyatro ve bacağımın morarmasını da makyaj hilesi olduğunu düşünüyorlar. Gel de şimdi işe geri dön diye düşünürken, patron arıyor. Gel biraz çalış felan ikna oluyorum. Etik olarak yanlış diyorum. Ardından kardeşi arıyor. Hakaretler, küfürler, tehditler. Neymiş erkek arkadaşıma takmış. Takıcak başka bişey kalmadı ya. Ben de kesiyorum bağlantıyı. Aramıyorum. Yoklarmış , hiç hayatıma girmemişler gibi yapmaya çalışıyorum. Ama psikolojim altüst olmuş bir kere. Kalkıp gidiyorum doktora. Kaygı bozukluğu ve depresyon diye ilaç veriyor ama ilaç bemi büyün gün uyuttuğu için iki günden fazla kullanamıyorum. Yine de bu iki günde endişelenmeye zaman bulamıyrum uyumaktan. Yani teknik olarak ilaç amaca hizmet ediyor. Tam kurtuldum derken bugün patron yine arıyor. Her türlü psikolojik baskı, azarlama bilmemne. Gelmiyorum diyorum. Ne evrak imzalanacaksa gönderin , imzalayayım ama ben gelmem oraya diyorum. Muhasebe ile konuşup ararım diyor. Bilmiyorum artık ne olacak. Bekliyorum ama bütün huzurum kaçtı yine. Çalıştırırken iyi. Maaşını sallarken, sgkyı iki ay üç ay geç başlatırken iyi. Sen kırk yıl sırtında taşı iyi yani ama bir dakika indir gör bak neler oluyor.

Yorumlar