Ben Hayata Pozitif Bakmaya Çalışıyorum Dedim de....

Ben hayata pozitif bakıyorum dedim de... Diğerleri beni dinlemiyor tabi ki. Büyük bir talihsizlik sonucu odamın yarısını işgal eden insan gibi. Yaklaşık iki aydır ben herşeye pozitif bakmaya çalışırken, bütün ruh halimi alt üst eden bu insan sayesinde eski depresif belirtiler geri gelmeye başlayınca isyan etmeye başladım. İşyerinin konaklama vermesi güzel tabi ki ama verdikleri odayı veya evi kiminle paylaşacağınızı bilememeniz en büyük risk. Gerçi kişilik bölünmesi olan veya intahar eğilimli biri de olabilirdi ama bana malesef paranoyak ve obsesif biri düştü. 

Her sabah ondan önce işe başlıyorum ve akşam onun işinin bitmesindenyaklaşık 4 saat sonra işim bitiyor. Bu durumda odada  asla yalnız kalamıyorum. Ayrıca ben odaya adımımı attıktan sonra hemen konuşmaya başlayan ve hiç susmayan oda arkadaşım sayesinde hayatım iyice cehenneme dönmedi desem yalan olur. Üstelik bu konuşmaların içeriği o kadar negatif, o kadar can sıkıcı ki... Sanki çevredeki bütün erkekler onun peşinde ve amaçları kötü. Onun peşinde olmayanlar da onu kötü yola düşürme (:) peşinde. Tanrım hangi devirdeyiz, nerde yaşıyoruz. Sadece gözünü açıp, bu işlerden uzak durman yeterli. Zaten güvenli bir ortamın var. İçinden çıkmayacaksın bu ortamın. Çıkarken de yavaş yavaş, deneme yanılma yöntemiyle kendi çevreni oluşturacaksın. Bu kadar basit. Ben de kasabanın yabancısıyım. Ben de yeni geldim. Herkes mi kötüdür. Herkes mi zarar vermeye çalışır diğerlerine. Herkes mi canını yakmak için uğraşır tanımadığı insanların. Dünyada kimseye güvenmeden, askıda, sallantıda, sürekli bıçak sırtında bir hayat mı yaşamak gerekir. Bütün bu söylenmeler ve şikayetler arasında uyumaya çalışan zavallı benin halini düşünebiliyor musunuz?

Sustur o zaman diyorsunuzdur içinizden. Şikayet edeceğine sustur madem çok rahatsız oluyorsan. Bunu ben de düşündüm. İmalar, terslemeler, ciddi konuşmalar, kulaklık ve yüksek sesli müzik ve uyuyor numarası işe yaramıyor. Şu anda aklıma gelen ve gelmeyen bir sürü yöntem denesem de başarılı olamadım. Şimdi tek umudum bir ev bulup, işyerinin bana sağlamış olduğu imkanları arkamda bırakıp maaşın yarısını ev masraflarına harcamak. Ama böyle küçük bir kasabada ev bulmak da çok zor. 

Bazen bir ev buluyorum sonra öğreniyorum ki orada saçma sapan tipler kalmış. Aman kızım gece bilmediğin insanlar kapına dayanır diyorlar. Hadi bakalım başka ev aramaya devam. Bazen de iki göz odaya lüks daire fiyatı istiyorlar. Sinirlenip ev sahibiyle kavgaya tutuşuyorum. İşim zor anlayacağınız. 

Ben istiyorum ki rahat ve huzurlu olayım ki iki yıl önce zar zor kurtulduğum depresyonun pençesine düşmeyeyim yine. Ama malesef kafamdaki o ikinci,üçüncü, dördüncü sesler  yükselmeye başladı. Bana verdiği zararı bu insana nasıl anlatabilirim ki. O anlamamakta ısrar ederken.

Biraz da çevremizdeki insanları dinlememiz lazım. Hep onların bizi dinlemesini ve anlamasını beklemektense... Yada herkesi tek tek kaybetmeye başladığımızı fark bile edemeyiz...


Yorumlar