Bugün cumartesi. Ama bana sanki pazarmış gibi geliyor. Patrona annesi ve kardeşleriyle görüşmek iyi gelmiş olmalı ki gayet normal bir insana dönüştü. Melek maşallah. Ayrıca bir binadaki sıcak su problemi hariç herhangi problem yaşamadan cumartesi çıkışlarını da hallettim. Ama o problem de bütün sabahı mahvetmedi değil. Almanlar isyan edip, yeme krizine girince, ne yapacağımı şaşırdım. Üstelik de acentadan bir misafirim de aynı problem nedeniyle huzursuz olunca çok utandım ama teknik problem geliyorum demiyor işte. Yepyeni su kazanı aniden problem çıkarınca hepimiz de eli kolu bağlı kalıverdik. Bekle de teknik servis gelsin dersen üç günden önce o binada sıcak su olmaz. Allahtan bundan sonra çok yoğun bir grup yok hafta içi. Bu nedenle binayı boş bırakıp sorunun çözülmesini bekleyebilirim. Tüm bunların ardından önce kör saatte italyan grup, sonra da Alman grup sakince çıkıp gidince bana sadece evrak işleri kaldı. Onları da hallettikten sonra Supernatural yeni bölümünü izleyip kafayı dağıttıktan sonra internette uzun bir kontrol çalışması yaptım. Artık Turizm Bakanlığı işletmelerin internet yayınlarını titizlikle incelediği için biz de aynı titizlikle interneti gezip yanlış bilgileri düzelttirmek gibi bir sorumluluğa sahibiz. Tabi ki bu oldukça zahmetli bir iş aslında. Neyse o da bitti çok şükür. Az sonra fransızca çalışmalarıma başlayacağım.
Sezon bitti ama benim enerjim de bitti. Şubat ayından beri belki dört gün tatil yaptım. Onlar da genelde yarım günlük izinler. Yani 4 gün bile etmiyor. O yüzden bazen bütün ormanı ateşe veresim geliyor. Yada oteldeki herşeyi kırıp dökesim. O kadar bunalmış hissediyorum ki bazen, bağırmak geliyor içimden. Ama normal konuşmaların bile yankılanıp otelin öbür ucundan duyulduğu biryerde bağırmak lüks. O yüzden bir an önce İzmir'e dönmek istiyorum ama orada beni bekleyen sorunları düşündükçe daral geliyor yine. Bir yolu olsa herşeyi bırakıp mümkün olduğunca uzakta yeni bir hayata başlayabilsem. Neeerde???? Bu bacakla, bu ağrıyla, bunu hayal etmem bile hata.
Yine de bugün gerek patronun rahat tutumları, gerek müşterilerin sorunsuz hali gerekse havanın güzel olması nedeniyle sanki pazar gününü yaşıyormuş gibi hissettim. Yarın da patron balığa çıktığına göre bu iki günlük bir pazar gibi olacak bizim için. Yessssssssss.
Bu arada bilgisayarımı temizlemek istedim. Önce gereksiz programları kaldırdım. Sonra bir de ne göreyim. Binlerce ekitap, bir sürü yabancı dil cdsi ve bir sürü de film birikmiş. Ama hiçbirine dokunmuyorum haftalardır. Sözde bu sene 100 kitap okuyacaktım. 15'i geçemedim bile. O yüzden bu hafta diziport.com a ara verip, beynimi çalıştıracak işler yapmaya karar verdim. Uluslararası muhasebe ve finans kitapları bulmuştum. Bugünlerde onları okuyup biraz bilgilenmek istiyorum. Ayrıca da okumak istediğim birkaç roman var. (Birkaç yüz... Yok yok birkaç bin. ) Bu arada fransızca derslerini de düşünürsek, oldukça yoğun bir hafta geçirmeyi planlıyorum. O yüzden bu geceyi kafa dinlemeye ayırmayı düşündüysem de bu küçük planım yüzünden çok heyecanlı olduğumdan, hemen fransızca kitaplarını karıştırmaya başladım bile. Birşeyler yapmak lazım, birşeyler yapıp ilerlemek lazım... Ama nasıl? Tek soru bu. Kafamdaki karmaşa bitecek gibi değil. Belki çok çalışırsam bulutların arkasındaki cevaplar, kendiliğinden bana gelir... Kimbilir......
Yorumlar
Yorum Gönder