Son iki günü iyi kötü atlattım. Dün sigara içtim. Ondan önceki gün de. Hem de ikişer tane. Baş ağrısı tahammül edilemez olunca bir sigara yaktım ama bugün baş ağrısı geçmiş gibi görünüyor. Sanırım atlatacağım :)
Bugün patron yok. Yani sakin ve güzel bir gün olacak. (İnşallah) Bir arkadaşı işten çıkarmak zorunda kaldım. Canım sıkkın bu yüzden. Ama malesef bu hayatın gerçeği. Ayrıca bunları sırf patronu sinir etmek için saçma sapan laflar edip, söylediklerinin tersini yaparken düşünmesi gerekiyordu diyorum ama... Yine de birilerini işten çıkarmak zorunda kalmak can sıkıcı bir durum.
Bir araştırmaya göre en çok mutsuzluk veren meslek yöneticilikmiş. (Wellcome to my world) Ben de çok mutsuzum işim yüzünden. Yenisini bulmak gerek ama sonuçta yine aynı yere döneceğim. Başka bir otel. Başka bir açgözlü patron, başka bir çılgınlıklar serisi. Turizm sektörü bu işte. Çok paraların döndüğü ama asla yeterince geliştirilemeyen bir sektör. Herşeyimiz derme çatma. Otellerimiz, tur otobüslerimiz, teknelerimiz, yollarımız, restoranlarımız... Oysa herşeyi güzel yapsak, tam yapsak, lüks yapsak... Az müşteri gelse, çok para kazansak...Bunları kime anlatıyorum ki... Yıllardır aynı şeyler söyleniyor, ama turizm politikası bile olmayan bir ülkede, bir de sürdürülebilir turizm kavramını ortaya atmak şansını fazla zorlamak oluyor sanırım.
Neyse konu yine dağılıyor. Ben ise yine kendime bakamıyorum çünkü yine sabah 9:00 da işe başlayıp, gece 11:00'e kadar çalışmaya devam ediyorum. Tamam her saniye işe gömülmüş durumda değilim, hatta akşam 9:00dan sonra kendi kafama göre takılıyorum eğer otelde müşteri yoksa. İnternet, film, kitap derken bakmışım 11:00 olmuş ama... Bu kadar saat ofiste beklemek zorunda olmak bile başlı başına problem. İki gün önce değneğim kırıldı. Kendi kendine kırılıverdi aniden. Birkaç hafta önce danimarkalı bir hemşire bana dikkatli olmam gerektiğini, bu tür medikal ürünlerin aniden kırılıp sorun yaratabileceğini söylemişti. Ve söylediği oldu. Öğlen yemeğinden geliyordum. Resepsiyona varmak üzereyken elimden değneğin kaydığını farkettim. Hemen dengemi sağladım. Sonra baktım ki değneğin yarısı yok :D Ortadan ikiye kırılmış. Çok şükür ki yürürken zorlandığım ve değnekten destek aldığım sabah yada akşam saatlerinde başıma gelmedi bu olay. Şimdi yeni bir değnek almak istemiyorum. İyileşmek zorundayım ve değneksiz yürüyerek zamanla düzelmeyi umuyorum ama ciddi bir şekilde denge problemim var. Bu da sol bacağımın ameliyatlardan sonra kısalmasından dolayı dengemi sağlamakta zorlanıyor olduğum anlamına geliyor. Malesef bunun şimdilik bir çözümü yok. Umarım sezon bittikten sonra iyi bir hastane bulup çözüme ulaşırım. Artık bir sene daha geçirmek istemiyorum bu şekilde. Artık hayatım kabusa dönüştü diyebilirim. Her sabah aynı acıyla uyanmak ve gün boyunca da bir türlü bu acıyı çekmeye devam etmek artık kurtulmam gereken bir durum haline geldi. Dün akşam gelen bir misafir iyice canımı sıktı bu konuda. Kadın benim numara yaptığımı düşünüyor olsa gerek her gelişinde benimle dalga geçiyor. Elimden gelse saçını yolarım ama bir şekilde saygı göstermem gereken biri. Bu durumda iğnelemelerle yetiniyorum.
Bugün hava harika. Odamı temizleyip eşyaların yerini değiştirdim ama çok yorgunum. Bacağımdaki yanma o kadar arttı ki işimi bitiremeden oturmak zorunda kaldım. Ama birazdan gidip ortada kalan eşyaları da toplamam gerekiyor. Gün devam ediyor.
Bugün patron yok. Yani sakin ve güzel bir gün olacak. (İnşallah) Bir arkadaşı işten çıkarmak zorunda kaldım. Canım sıkkın bu yüzden. Ama malesef bu hayatın gerçeği. Ayrıca bunları sırf patronu sinir etmek için saçma sapan laflar edip, söylediklerinin tersini yaparken düşünmesi gerekiyordu diyorum ama... Yine de birilerini işten çıkarmak zorunda kalmak can sıkıcı bir durum.
Bir araştırmaya göre en çok mutsuzluk veren meslek yöneticilikmiş. (Wellcome to my world) Ben de çok mutsuzum işim yüzünden. Yenisini bulmak gerek ama sonuçta yine aynı yere döneceğim. Başka bir otel. Başka bir açgözlü patron, başka bir çılgınlıklar serisi. Turizm sektörü bu işte. Çok paraların döndüğü ama asla yeterince geliştirilemeyen bir sektör. Herşeyimiz derme çatma. Otellerimiz, tur otobüslerimiz, teknelerimiz, yollarımız, restoranlarımız... Oysa herşeyi güzel yapsak, tam yapsak, lüks yapsak... Az müşteri gelse, çok para kazansak...Bunları kime anlatıyorum ki... Yıllardır aynı şeyler söyleniyor, ama turizm politikası bile olmayan bir ülkede, bir de sürdürülebilir turizm kavramını ortaya atmak şansını fazla zorlamak oluyor sanırım.
Neyse konu yine dağılıyor. Ben ise yine kendime bakamıyorum çünkü yine sabah 9:00 da işe başlayıp, gece 11:00'e kadar çalışmaya devam ediyorum. Tamam her saniye işe gömülmüş durumda değilim, hatta akşam 9:00dan sonra kendi kafama göre takılıyorum eğer otelde müşteri yoksa. İnternet, film, kitap derken bakmışım 11:00 olmuş ama... Bu kadar saat ofiste beklemek zorunda olmak bile başlı başına problem. İki gün önce değneğim kırıldı. Kendi kendine kırılıverdi aniden. Birkaç hafta önce danimarkalı bir hemşire bana dikkatli olmam gerektiğini, bu tür medikal ürünlerin aniden kırılıp sorun yaratabileceğini söylemişti. Ve söylediği oldu. Öğlen yemeğinden geliyordum. Resepsiyona varmak üzereyken elimden değneğin kaydığını farkettim. Hemen dengemi sağladım. Sonra baktım ki değneğin yarısı yok :D Ortadan ikiye kırılmış. Çok şükür ki yürürken zorlandığım ve değnekten destek aldığım sabah yada akşam saatlerinde başıma gelmedi bu olay. Şimdi yeni bir değnek almak istemiyorum. İyileşmek zorundayım ve değneksiz yürüyerek zamanla düzelmeyi umuyorum ama ciddi bir şekilde denge problemim var. Bu da sol bacağımın ameliyatlardan sonra kısalmasından dolayı dengemi sağlamakta zorlanıyor olduğum anlamına geliyor. Malesef bunun şimdilik bir çözümü yok. Umarım sezon bittikten sonra iyi bir hastane bulup çözüme ulaşırım. Artık bir sene daha geçirmek istemiyorum bu şekilde. Artık hayatım kabusa dönüştü diyebilirim. Her sabah aynı acıyla uyanmak ve gün boyunca da bir türlü bu acıyı çekmeye devam etmek artık kurtulmam gereken bir durum haline geldi. Dün akşam gelen bir misafir iyice canımı sıktı bu konuda. Kadın benim numara yaptığımı düşünüyor olsa gerek her gelişinde benimle dalga geçiyor. Elimden gelse saçını yolarım ama bir şekilde saygı göstermem gereken biri. Bu durumda iğnelemelerle yetiniyorum.
Bugün hava harika. Odamı temizleyip eşyaların yerini değiştirdim ama çok yorgunum. Bacağımdaki yanma o kadar arttı ki işimi bitiremeden oturmak zorunda kaldım. Ama birazdan gidip ortada kalan eşyaları da toplamam gerekiyor. Gün devam ediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder