İşyerinde işler hem çok sakin hem de çok sıkıcı. Otelimiz artık eskisi gibi dolup taşmadığından bir müşteri bile gelse artık onunla uğraşmak zor geliyor. On müşteriyle uğraşmak bir tanesiyle uğraşmaktan daha kolay geliyor nedense.Personel sayısı da üçe düşünce işler iyice sarpa sarıyor bazen. Hele de katçımızın bugünlerde odalara bakmaktan pek zevk almaması işleri daha da zorlaştırıyor
Aslında müşteri açısından da pek şanslı sayılmayız. Bir iki odamız oluyor onlar da genellikle dışarıda olduklarından bol bol sıkılmaya devam ediyorum. Ama bugün gelen müşterinin benim için hayatın sürprizlerinden biri olduğuna inanıyorum.
Bu rezervasyonu dün telefonla aldım. Gayet sıradan bir konuşmaydı. Sadece gelip gelemeyeceğini tam olarak bilmediğini ve gelemeyecek olursa arayacağını söyleyince, büyük ihtimalle gelmez dedim içimden. Patrona bile söylemedim rezervasyon aldığımı. Oysa kış döneminde olduğumuzdan morali düzelsin diye her aldığım rezervasyonu söylerim. Ama müşteri gelmediğinde, müşteriyi kaçırmış gibi görünmemek için böyle şüpheli rezervasyonları sürpriz olarak saklarım kendime.
Nerdeyse akşam olduğu halde gelmediği için artık gelmez dediğim bir anda aniden kapıda göründü arkadaş. Sırtında kocaman bir çanta ile. Şu backpack tarzı çantalardan taşıyordu. O sırada yanımda oturmakta olan Meral büyük ihtimalle onu yabancı sandığı ve aniden ortaya çıkışından dolayı korktuğu için " Abla bu da kim? Çok korktummmm." diye hafif bir çığlık atınca gülmemek için kendimi zor tuttum. Ama adamın ifadesi hiçbir şekilde değişmedi.Ben normal bir şekilde giriş işlemlerini yaptım. Ama bu arada da ondaki tuhaflığı farkettim.Konuşmuyordu pek fazla. Ama bakışları çok ilginçti. Sanki seninle konuşmak istiyorum der gibi bakıyor ama belki utangaçlığından, belki de konuşmayı sevmediğinden hatta belki fazla Türkçe konuşamadığından dolayı sadece zorunlu birkaç kelimeden başka birşey söylemiyordu. Ve bakışları çok ilginçti. Derin ve etkileyici. Ve yüz ifadesi sanki sizin konuşmasını bekliyor ama asla birşey söylemek istemiyormuş gibiydi. Kısacası kim olduğunu, nasıl biri olduğunu pek çözemedim. Sanırım bu yüzden kesinlikle takıldım kaldım.
Karanlık basmak üzereyken çıktı ve anahtarını resepsiyona bıraktıktan sonra durup hiçbirşey söylemeden bana baktı bir süre. Kasabaya nasıl gidileceğini soruyorsunuz sanırım dedim. Güldü ve evet dedi. Yolu tarif ettim. İyi akşamlar deyip gitti. Saat on gibi döndü. Taksinin sesini duyunca onun geldiğini düşündüm. Başka müşteri olmadığına göre kim olabilirdi ki? Ama bir türlü resepsiyona ulaşamayınca dışarı çıkıp baktım. Taksiciyle konuşuyordu. Daha doğrusu, taksici konuşuyor, o dinliyor sanki Türkçe konuşmakta zorlanır gibi birkaç kelime ile konuşmayı savmaya çalışıyordu. Resepsiyonun kapısına geldi. Anahtarı verdim.Öğrenci misiniz diye sordum. Hayır dedi. Yine ayın tuhaf bakış vardı yüzünde.Nedense inanılmaz derecede etkilendim ve kesinlikle yarın sabah erkenden kahvaltıya gidip ifadesini almaya karar verdim. 



Eve şimdi yatma vakti geldi. Ne de olsa sabah erken kalkıp kahvaltı servisinde restoranda olmam gerekiyor. Herkese iyi geceler, tatlı rüyalar...


--
Olivia The Badwolf
Yorumlar
Yorum Gönder