Tebdili Mekanda Ferahlık Vardır.

İki gündür çok heyecanlıyım. Çünkü mekan değiştiriyorum.  Çok özlediğim yeğenimi ve ailemi görebileceğim sonunda.

Pazartesi günü kardeşimle konuşurken cafedeki ortağın ayrıldığını ve cafeyi artık kapatacaklarını  öğrendim. Devralacak kimse de yok. Devralmak isteyen biri var ama o kadar komik şartlar öne sürüyor ki onu yok saymak daha iyi. İsterseniz ben gelip birkaç ay idare edeyim, bu arada devralmak isteyen birilerini bulursak devrederiz dedim. Herkes bu konuda hemfikirdi.Babamı aradım ve o da aynı şeyi söyleyince patronumla konuşmaya karar verdim. Zaten artık kış geldiği için otel neredeyse boş. Olan birkaç odayı da idare edebilecek arkadaşlar varken ben gidip işime bakabilirdim. Hem tatil yapar, hem çalışır,hem de ailemi görebilirdim. Patron da bu konuda hemfikir olunca artık eve dönüş için gerekli işlere başladım.

Rezervasyonları, dosyaları, bilgisayarı düzenledim. Eksikleri tamamladım. Gerçi günü gününe işlerimi yapmayı prensip edindiğim için çok da fazla uğraşmama gerek kalmadı. Pazar günü kardeşim ve enişte gelip beni alıcaklar. Zaten İzmire kadar otobüsle gidip aynı parayı vereceğimden  kardeşim için de bir değişiklik olması için böyle bir teklif yaptım. Benzin paranızı öderim yeter ki gelin beni alın dedim. Bir de yeğenimi getirmelerini şart koştum. Ama sonra düşününce 4 yaşındaki bir çocuğun arabanın içinde 4 saat boyunca sakin durmasının zor olduğunu farkettim. Yine de şansımı denemek isterim :D Belki de sorun çıkarmadan gelir. Çok özledim yeğenimi. O günden beri geceleri gözüme uyku girmiyor. Bir an önce pazar olsun ben yiğit’i göreyim diyorum. Bayramı bekleyen çocuklar gibi heyecanlıyım. Bir insanı bu kadar çok sevmek ne kadar tuhaf bir his.

İki gündür cafe için planlar yapıyorum. Yeni olmasa da işe yarar fikirler üretmeye çalışıyorum. Yemek işi sonsuz seçeneklerle dolu bir iş kolu. İnsanın yolunu bulması zor. Ama sonuçta bizim çizgimiz belli. Cafeyi eski işleyen haline döndürmek yeterli olacaktır.

Bugün hava yağmurlu.Artık güneye de kış geldi. Bu durumda kuzeye göç etme zamanı.

Çok heyecanlıyım. :) Yazamıyorum bile.

Dün gece en yakın arkadaşımla msnde sohbet ediyorduk. Günlerdir hatta aylardır büyük bir stres içinde ve bu yüzden de strese bağlı bir takım rahatsızlıkları var. Bunları anlatırken birden “ Ben bu gece ölsem ne olur?” diye sordu.Bu benim için oldukça üzücü  bir konuşmanın başlangıcıydı. Sürekli ölmekten, her an ölebilecek olmaktan felan bahsediyordu. Beni saatlerce ağlattı. Sabah bu yüzden şiddetli bir baş dönmesi ile uyandım ve 9:30a kadar da odamdan çıkmadım. Şimdi biraz daha iyiyim. Ne de olsa gün devam ediyor.

Yorumlar